Cihangir Akademi

Cihangir Akademi

Share

2016 yılında, küratör ve tiyatro yönetmeni Şule Ateş tarafından kurulan Cihangir Akademi, gösteri sanatları alanında eğitim ve araştırma programları ile gösterim etkinlikleri organize ediyor. Cihangir Akademi - Stüdyo başlığı altında eğitim programları, atölye ve seminerler; Cihangir Akademi LAB başlığı altında araştırma projeleri, Cihangir Akademi PRO başlığı altında oyun ve performans tasarımla

18/03/2026

sahnearkası’nın ‘90'lar ve 2000'lerde İstanbul'da Çağdaş Gösteri Sanatları’ başlıklı belgesel serisinin üçüncü videosu, doksanlı ve ikibinli yılların başarılı dans ikilisi Taldans’ın çalışmalarını belgeliyor. Topluluğun çağdaş dans sahnesine yaptığı estetik katkıyı, akademisyen yorumluyor.

1996 yılında, Tiyatro Araştırma Laboratuvarı – TAL’de tanışarak, birlikte çalışmaya başlayan ve 2003 yılında Taldans’ı resmi olarak kurdular. Çeşitli ülkelerde festivallere katılan ve Avrupa’dan çok sayıda kurumla ortak yapımlar üreten nın eserleri yurt dışında geniş kitleler tarafından ilgi gördü ve takip edildi. Zaman zaman solo işler üreten ya da kalabalık gruplarla da çalışan topluluk, farklı disiplinlerden sanatçılarla da işbirlikleri yaptı. Filiz Sızanlı ve Mustafa Kaplan’ın sahne ya da sahne dışı prodüksiyonları mühendislik/mimarlık kökenli akademik geçmişleriyle doğrudan ilişkilidir ve disiplinlerarası bir yaklaşımla şekillenir.

Şule Ateş’in tasarlayıp yönettiği ve ARIA Entertainment BV - Fatih Kırçelli tarafından desteklenen belgesel serisi, 1990’lar ve 2000’ler boyunca İstanbul’da şaşırtıcı bir canlılık kazanan bağımsız performans sahnesinin üretim pratiklerine odaklanıyor. Proje, söz konusu dönemde gelişen yenilikçi ve bağımsız gösteri sanatları ortamının estetik yaklaşımlarını, üretim koşullarını ve düşünsel arka planını görünür kılmayı; Türkiye’de bu alandaki arşiv eksikliğine katkı sunmayı amaçlıyor.

Tasarlayan&Yöneten: .sule

Akademisyen Yorumu: Gurur Ertem

Kamera&Kurgu:

Yapım:

19/01/2025

başladığı yere e dönüyor. 7 Şubat 20.30 da de oynuyoruz.

Bilgi ve rezervasyon: 0 533 644 28 69


.sule

08/10/2024

"Kimin Şehri?", Avrupa Araştırma Konseyi'nin Konsolidatör Hibe Programı tarafından finanse edilen beş yıllık bir araştırma projesi olan "Avrupa Şehrinde Tiyatro ve Soylulaştırma" üyeleri tarafından düzenlenen yeni bir Webinar Serisidir. Çok mekânlı etnografik ve arşiv araştırmalarını birleştiren projemizin amacı, yirmi birinci yüzyılda beş Avrupa metropolünde tiyatro pratikleri ve kentsel dönüşüm arasındaki ilişkiyi analiz etmektir: Londra, Berlin, Paris, Varşova ve İstanbul. Tiyatronun, günümüzde kentsel dönüşümün kültürel politikalarını anlamak için merkezi bir öneme sahip olduğunu öne sürüyoruz. Buna karşılık, kültürün yeni üretici ekonominin bir parçası olduğu çağdaş kentler, tiyatroyu anlamanın anahtarıdır.''

https://www.oeaw.ac.at/en/projects/theagent/webinar

Photos from Cihangir Akademi's post 30/09/2024

Dün 'Öyle Şeyler Yalnızca Filmlerde Olur'u de oynadık. Sandalyeler yetmeyince, seyirci böyle çözümler üretti. Herkese, yurdun dört bir yanında böyle tatlı bir seyirci diliyoruz. ❤️


.sule

01/08/2024

Süreyya Karacabey Bayan Sü nün Artı Gerçek'te yayınlanan yazısından:

'' 'ın adını,ülke tiyatro tarihinin 60'lı yıllarında -yani hareketli bir ortamda- kurulup dağılan ya da devam eden topluluklara ilişkin bilgilerin içinde görebilirsiniz. Örneğin 1959 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun başına gelen ve 1966'ya kadar Şehir Tiyatrosu'nun, Özdemir Hoca'nın deyişiyle, “altın çağı”nı yaşamasına vesile olan Muhsin Ertuğrul'un, “Şehir Tiyatrosu'na yepyeni bir hava ve atılım gücü getirmek için” etrafına topladığı yönetmen, oyuncu, dekor sanatçılarının arasındadır Genco Erkal.
Metin Hoca (And), yerli ve yabancı oyunların “büyük titizlikle” sahneye getirildiği bu dönemin en önemli olaylarının, yeni yerli yazarların oyunlarının sahnelenmesi ve semt tiyatrolarının açılması olduğunu belirtir. Kadıköy Tiyatrosu, Üsküdar Tiyatrosu, Fatih ve Zeytinburnu Tiyatroları bu dönemde açılmış, Rumelihisarı'nın yaz aylarında tiyatro olarak kullanılmasına da bu dönemde başlanmıştır. Bu heyecan verici başlangıcın içindedir Erkal. Ülkede iyi şeylerin, devam edememe gibi bir özelliği vardır, 1966'da Ertuğrul görevden alınınca ekibin çoğu da dağılıp, yeni yollara gireceklerdir.
Genco Erkal'ın adını bu defa da 1962 yılının ikinci yarısında kurulan Arena Tiyatrosu'nun oyuncu listesinde görürüz. Bu topluluğun önemi, Metin Hoca'ya göre, 1963 yılında kurulacak olan Ankara Sanat Tiyatrosu'nun çekirdek kadrosunu barındırmasıdır. Asaf Çiyiltepe, Arena Tiyatrosu'ndan ayrılıp AST'ı kurduğunda, yine kadro listesinde Genco Erkal vardır.

Dostlar Tiyatrosu'nu ise, “amaçları Anadolu'da tiyatro yapmak olan” altı genç kuracaktır. Başlangıcı Ayşegül Yüksel şöyle anlatır: “Mehmet Akan, Şevket Altuğ, Ferit Erkal, Arif Erkin ve Nurten Tunç, Genco Erkal'ın önerisi üstüne, yarı ödenekli bir bölge tiyatrosu kurmak için bir araya gelmişlerdi. Tiyatrolarını Adana'da oluşturmayı düşünen kurucular, ne Adana belediyesinden ne de Adanalı zenginlerden destek göremeyince, örgütlü işçi sayısının en yoğun olduğu İstanbul'da devrimci bir sendikaya bağlanarak işçiler için tiyatro yapma seçeneğine yöneldiler.” Elbette işçiler için tiyatronun gerekli olduğunu düşünen bir sendika bulamayacaklar ve bir özel tiyatro olarak kuracaklardır Dostlar Tiyatrosu'nu.

Dostlar Tiyatrosu, ülkede en uzun ömürlü özel tiyatrolardan biri olmayı başarmıştır. Geçmişte kalabalık kadrolu, bir “ansambl” ruhuyla çalışan bu tiyatro, ülke sorunlarına duyarlı, söyleyecek bir sözü olan oyunlar seçtiği için baskı dönemlerinde payına düşen bedeli ödemiş, emekçilerin sesine kayıtsız kalmadığı için “toplumcu tiyatro”nun parçası olarak görülmüştür. 1980 sonrasında sürekli kadro anlayışından ekonomik nedenlerle uzaklaşarak, “yapıma göre oyuncu” seçen, az kişili ya da tek kişilik bir tiyatro formuna dönüşmüştür.

Dostlar Tiyatrosu'nun üretimlerini Ayşegül Hoca altı başlık altında sınıflar: İlk grupta yerli yazarların-şair, öykücü- yapıtlarından uyarlanan gösterimler yer alır. Abdülcanbaz, Azizname, Nazım'ın şiirlerinden uyarlanan Kerem Gibi ve Can Yücel'den uyarlanan Can, bu gruba örnek olarak gösterilebilir. İkinci gruptaki üretimler, topluluk sanatçıları tarafından kaleme alınmıştır; Alpagut Olayı, Macit Koper'in yazdığı Sabotaj Oyunu, Yavuzer Çetinkaya'nın Gün Dönerken'i ve Madımak Katliamını anlatan, Fazıl Say'ın müziği eşliğinde sunulan Sivas'93.

Üçüncü grupta ise yerli oyun yazarlarının metinleri yer alır, Ayşegül Hoca, bu oyunların bir bölümünün “dünya prömiyerini” bu tiyatroda yaptıklarını söyler. Vasıf Öngören, Başar Sabuncu, Bilgesu Erenus gibi yazarların oyunlarının arasında olduğu bir repertuvardır bu. Dördüncü grupta ise dünyanın gündemindeki sorunları ve olayları irdeleyen çeviri metinler yer alır. İlk çeviri oyunları Rosenbergler Ölmemeli'dir, onu, Hans Magnus Enzensberger'in Havana Duruşması takip eder ve Peter Weiss'ın Soruşturma'sı da sahnelenen oyunlar arasındadır. Beşinci grup, çeviri metinlerden uyarlamaya ayrılmıştır Sartre, Hasek, Brecht, Jarry, Max Frisch uyarlanarak sahneye getirilen yazarların arasındadır.

Son grubu Ayşegül Hoca, Dostlar Tiyatrosu'nun Brecht uyarlamalarına ayırmıştır; Analık Davası ile başlayan bu çalışmalara Brecht Kabare, Kafkas Tebeşir Dairesi, Galileo Galilei, Ben, Bertolt Brecht, Bay Puntila ve Uşağı Matti ve başka oyunlar da eklenmiştir. Dostlar Tiyatrosu'nun sahnelediği pek çok oyun, ses getirmiş, önemli oyuncuların akılda kalan rollerine vesile olmuştur. Pek çok parlak yıldız geçmiştir Dostlar Tiyatrosu'nun sahnesinden, bir zamanlar hararetle tartışılan, dünya ile bağını koparmamış bir tiyatro anlayışının örneklerini sunan oyunlar geçmiştir o sahneden. Dostlar Tiyatrosu ülke tiyatro tarihinin önemli parçalarından biridir, Genco Erkal da öyle.

Genco Erkal sadece oyuncu ya da yönetmen olarak değil, çevirmen, dramaturg ve yazar olarak da emek vermiştir tiyatroya. Onun tiyatro serüveni, 60'lı yıllarda başlayan ve tiyatro tarihinin en önemli işlerini ortaya çıkarmış sanatçılar kuşağının serüvenine aittir. Ülkedeki ve dünyadaki siyasi gelişmeleri heyecanla takip eden, sanat aracılığıyla toplumsal hayata dokunacak imgelerin peşine düşen ve sanatı, sorumluluk bilinciyle birleştiren bir kuşağın çoğu zaman sıkıntılı,yasaklarla kuşatılmış tarihinin, hatırlanacak isimlerinden biridir onun adı.

Genco Erkal'ı,bizim bölüme geldiği, Ayşegül Hoca ve Sevda Hocayla hararetle tiyatro konuştuğu zamana ait olan o fotoğrafa sabitliyorum yeniden. Birbirlerine yakın bir dilde konuşanların bakışında oluşan memnuniyet var üçünde de. İki tiyatro bilimcisi, eleştirmen ve bir tiyatro insanı. Bu buluşmalardan geriye kalacak verimli işleri hatırlatacaklar bana hep. Tiyatronun akılla, sorumlulukla bağlantısını hatırlatacaklar hep. Eleştirdiğinizde bile ciddiye aldığınız insanlar vardır, bir yola nasıl çıktığını, o yolda nasıl yürüdüğünü bildiğiniz insanlar. O yolu okumanızı öneririm.Güle güle Genco Erkal.''

Want your establishment to be the top-listed Arts & Entertainment in Istanbul?
Click here to claim your Sponsored Listing.

Category

Address


Osmanağa Mahallesi, Kazasker Sokak No: 13
Istanbul
34714